Anasayfa  |   İletişim  | AR - EN
Güzel Sanatlar Fakültesi
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın
FSMVÜ | Prof. Dr. Semavi Eyice ile Kültür ve Sanata Dair
Haber Etkinlik Arşivi
Prof. Dr. Semavi Eyice ile Kültür ve Sanata Dair

 

5 Mayıs 2016

Güzel Sanatlar Fakültesi, İstanbul’un kültür ve sanat hayatına dair engin bir birikime sahip Prof. Dr. Semavi Eyice’yi ağırladı.

Prof. Dr. Eyice, Araştırmacı-Yazar Sefa Özkaya’nın sorularıyla ilerleyen programda 1940’ların, 50’lerin İstanbul’dan ilginç anekdotlar anlattı, kültür mirası çalışmalarından söz etti.

1930’larda henüz 10’lu yaşlarındayken elinde fotoğraf makinesiyle İstanbul’u dolaştığını söyleyen Eyice, bu gezintilerden edindiği birikimlerle sanat tarihine yöneldiğini aktardı. İstanbul’daki Mimar Sinan Mescidi’nin restorasyonu için verdiği çabadan yıkılmasına engel olduğu camilere kadar birçok bilgiyi paylaşan Eyice, bir dinleyiciden gelen “Ayasofya, camii olmalı mıdır?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Benim de öğrencisi olduğum bir Alman ve bir Fransız profesör vaktiyle Ayasofya’nın müze olması hakkında yazmışlardı. İkisi de Ayasofya’nın ruhaniyete sahip bir yapı olduğunu, kilise veya cami olarak bu ruhaniyetin korunması gerektiğini söylemişlerdi. Turistik mekân olmasını ise ‘felaket’ olarak değerlendirmişlerdi. Şehir fethedildiğinde en büyük kilisenin camiye dönüştürülmesinin adeta bir fetih kanunu olduğunu hepimiz biliyoruz.”

Prof. Dr. Eyice: “Ayasofya’da Türk ve Müslüman Ne Varsa Kaldırdılar”

Sürdürülmeyen fetih geleneklerinden de bahseden Eyice, “Şehir fethedildiğinde fetih camisinde minberin iki yanında Osmanlı sancağı sallanırdı. İmam, minber kapısının üzerinde duran kılıçla minbere çıkardı. Zamanında Ayasofya’da da bu sancaklardan ve kılıçtan vardı lakin Ayasofya’nın içinde Türk ve Müslüman ne varsa kaldırdılar. Kiliseden bozma camilerdeki sancak geleneği maalesef yok oldu. Biz kendi geleneğimizi, kültürümüzü yok eden garip bir milletiz.” diye konuştu.

Eyice, Sultan Abdülmecid zamanında Ayasofya’nın restoresi sırasında yaşanan bir olayı ve sonrasını şöyle anlattı: “Sultan Abdülmecid, Rus elçiliğinin restoresi için İtalya’dan gelen Gaspare Fossati isimli bir mimarı, Ayasofya’nın restoresi için de görevlendirir. Bizans İmparatorlarının badana altına gizlenmiş mozaiklerinin bulunması üzerine, Abdülmecid, kendi resminin de duvarda olmasını arzu eder. Böyle bir şeyin olamayacağını düşünen Fossati yere düşen mozaik parçalarından Abdülmecid’in tuğrasını işletir ve ‘Bunu asabilirsiniz Sultanım’ der. Bu kaydı arşivde bulduğumda Ayasofya’da böyle bir tuğra yoktu. Topkapı Sarayı Müzesi’ne bir ziyaretimde depoda bu tuğrayı bulduk. Ayasofya’ya asılması için yıllarca mücadele ettim lakin her değişen müdürle tuğra asılan yerinden çıkarılıp depoya kaldırıldı. En son Prof. Dr. Haluk Dursun zamanında tuğra kapıya asıldı ve hala duruyor. Her defasında tuğranın neden kaldırıldığını anlamak zor. Bir kuvvet vardır ki Ayasofya’da Türk ve Müslüman izinden bir parça olmasına tahammülü yoktur.”



  • http://gsf.fsm.edu.tr/resimler/upload/12016-05-16-02-58-38pm.JPG
    Prof. Dr. Semavi Eyice - Araştırmacı-Yazar Sefa Özkaya
  • http://gsf.fsm.edu.tr/resimler/upload/2-Kopyala2016-05-16-02-58-38pm.JPG
    Prof. Dr. Semavi Eyice ile Kültür ve Sanata Dair
  • http://gsf.fsm.edu.tr/resimler/upload/32016-05-16-02-58-39pm.JPG
    Prof. Dr. Semavi Eyice ile Kültür ve Sanata Dair

Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi
. . .